Türkiye

Türkiye sulak alanlarını yitiriyor

2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’ydü. Türkiye’nin de taraf olduğu Ramsar Sözleşmesinde sulak alanlar; Doğal ya da yapay, sürekli ya da mevsimsel, tatlı, acı ya da tuzlu, durgun ya da akan su kütleleri, bataklıklar, turbalıklar ve gelgitin çekilmiş anında derinliği altı metreyi aşmayan deniz suları olarak tanımlanıyor.

Son 40 yılda su kaynaklarının yarısını kaybeden Türkiyede en fazla su, tarım sektöründe kullanılıyor. Orman ve Su İşleri Bakanlığı güncel verilerine göre; Türkiye’de toplam sulanabilir tarım arazisi 8,5 milyon hektar. Bunun ancak 5,5 milyon hektarı sulanabiliyor. Sulanan 5,5 milyon hektar tarım alanının yüzde 92si salma sulama ile sulanıyor. Suyu verimli kullanan damla veya yağmurlama gibi modern sulama yöntemleri sadece yüzde 8’lik bir alanda kullanılıyor.

Sulak alanları tehdit eden problemlerin başında; evsel, endüstriyel ve tarımsal kaynaklı kirlenmeler; sürdürülebilir olmayan su altyapı projeleri; artan nüfus; çarpık sanayileşme; yapılaşma; içme, kullanma ve sulama suyu temini ve enerji üretimi için aşırı miktarda su alınması; kontrolsüz saz kesimi ile sazlıkların yakılması ve tahribinin yanı sıra aşırı ve yanlış su kuşu veya su ürünleri avcılığı yapılması geliyor.

Devlet Su işleri’nin yıllık istatistik bültenlerinde, sulak alanların doğrudan ve tümüyle kaybına yol açan iki kategoriden söz ediliyor: Taşkın kontrolü ve arazi kazanma amaçlı kurutma. DSİ’nin kurulduğu 1953 yılından bu yana, Önemli Kuş Alanlarının (ÖKA) dışında kalan 370 bin hektar sulak alan habitatı, çeşitli kurutma ve taşkın kontrolü amaçlı projeler sonucu yok oldu.

Su dağıtımındaki kaçaklar ve buharlaşma

Barajlardan tarlalara su ulaştıran şebekedeki kaçaklar ve buharlaşma nedeniyle barajdan verilen su tarlaya ulaşmadan yarıya iniyor.

Küresel ısınma ve yağışların azalması

Küresel ısınma ya da yağışların azalması sulak alanlarımızın kuruması konusunda gösterilen ilk sebepler arasında yer alıyor. Yağışların azalması önemli bir doğal etken, ancak kuruyan birçok sulak alanın 30-40 yıllık yağış ve iklim verileri incelendiğinde yağışlardaki azalmanın alanın kaybına sebep olamayacak kadar küçük olduğu görülüyor. Benzer şekilde yağışta bir değişiklik olmamasına rağmen kuruyan birçok sulak alan var.

Dünya