Hacı Ahmed Hilmi Efendi

es-Seyyid Hacı Ahmed Hilmi Hocaefendi (RH.A.) – Hayatı

Osmanlı Devleti’nin son döneminde yetişen alim ve velîlerden olan Ahmed Efendi, aslen Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinin Kınık köyünde, 1268 Hicrî, 1852 Milâdî tarihinde dünyaya geldi. İstanbul’da ilim tahsilinde bulundu. Müderrislik makamına ulaştı. Bir taraftan da Gümüşhâneli Ahmed Ziyâüddin Efendi’nin mânevî eğitiminden geçerek Nakşî-Ziyâî halifesi oldu. 1318 Hicrî, 1901 Milâdî tarihinde İzmit Gazi Süleymanpaşa Camii (Orhan Camii) Medresesi müderrisliğine tayin edildi.Bir müddet sonra aynı caminin vaizliği de kendisine verildi.

Bilâhare Fevziye, Taşçılarbaşı ve Yeni Cuma Camilerinde de imam ve hatiplik yaptı. Aynı zamanda haftanın Salı ve Cuma günleri yatsı namazlarından sonra Hatm-i Hâcegân yaptırdı, Ziyâiyye usûl ve âdâbını öğretti.

31 Mart olayları sırasında Volkan Gazetesine gönderdiği bir mektuptan dolayı ve ardından çıkan dedikodular yüzünden Kastamonu taraflarına sürgüne gönderildi. Kastamonu’da büyük ilgi ve alâka ile karşılandı ve saygı gördü. Kastamonu Devrekâni nahiyesindeki Tevfikiyye Medresesi’nde müderrislik yaparken müslümanların dinlerini korumaları için lâzım olan bilgileri öğrenmelerine dâir Muhibbü'l-fıkh li-hıfzı'd-dînismindeki eserini hazırlayıp yayınlattı. Bilâhare tekrar İzmit'e döndü. Tedris faaliyetlerine devam etti.

Hicrî 1335, Mîlâdî 1916 senesinde vefat ederek Orhan Câmii civarındaki Bağçeşme kabristanına defnedildi.
Vefât haberi zamanın İkdâm Gazetesi'nde “irtihal” başlığı altında şöyle yayınlandı: “İzmit'te Gazi Süleymânpaşa Medresesi Müderrisi, Hulefâ-i Nakşibendiyye-i Hâlidiyye’den ve fudalâ-yı asrdan Ankaralı Hacı Ahmed Hilmi Efendi irtihal-i bekâ eylemiştir. Mevlâ-yı müteâl rahmet eyleye. İzmit'te Orhan Câmii civârındaki Kal'a kabristanına defnedilecektir.”

Kabir taşındaki kitabe şöyledir:

HÜVE’L –BÂKÎ

Basîret çeşmini aç bak makâm-ı evliyâdır bu
Hilâfetle mübeccel muktedâ-yı etkiyâdır bu
Tarîk-i Hâlidî de ıtdi kırk yıl kesb-i feyzâ feyz
Çerâğ-ı Hâcegândır şem’ a-i Ahmed Ziyâdır bu
Cenâb-ı Zü’lcenâheyn Hazret-i Ahmed Efendi’dir
Mükerrem vâris-i pâk-i ulûm-i enbiyâdır bu
Huzûrunda oku ihlâs ile bir Fâtiha zâir!
Derûnun nûra gark olsun mezâr-ı asliyâdır bu

Ayrıca; Hacı Ahmed Hilmi Efendi’nin vefatının ardından tek oğlu Mehmet Bahattin, Piyade Mülazim-i Sani (Teğmen) rütbesi ile katıldığı Kurtuluş Savaşında Garp Cephesi 7. Fırka 41. Alay Türbetepe mıntıkasında 25 Ağustos 1921 (25/08/1337) tarihinde Polatlı civarında düşman kurşunuyla şehit düşmüştür.

Hacı Ahmed Hilmi Efendi’nin sözlerinden bir demet:
“Peygamber efendimiz, ‘Alimler peygamberlerin vârisleridir’ buyurdu. Dînin emir ve yasaklarını bildirmede alimler vâristir. Peygamberler dîni, diyâneti insanlara bildirip açıklamakta neler çektiler. Fakat ilâhî emir ve dîni vazîfeyi bildirmekten geri durmadılar. İnsanlar ise onlara bu tebliğ ettikleri, bildirdikleri şey sebebiyle düşman olurlardı. Peygamberler Cenâb-ı Hakk'a tevekkül edip onlardan korkmadılar. Bizler ise dünya geçimini düşünüp ararız. Onu da tamam elde edemeyiz. Bazımız dünyada ve âhirette perişan olur gider. Dîni öğretmede tamamen peygamberlerin yolunda olsaydık dünya ve âhiretimiz mâmur olurdu. Yavrularımız dinlerini tam öğrenemiyorlar. Yardıma muhtaçlar. Rabbimizin, ‘Allahu Teâlâ’nın dînine yardım ederseniz Allahu Teâlâ da size yardım eder.’ buyurduğunu duymuşsunuzdur.”
***
“Kastamonu vilâyetinde ikâmete memur olduğum günlerden birinde sâlih bir zâta misafir oldum. O esnada bana anlattı: Onun sevdiklerinden biri hasta olmuş. Tedavi için bir tabip getirmişler. O tabip misafir olduğum zâta; ‘Bir hasta için bir köye gitmiştim. Orada ihtiyar bir adama, ‘Peygamber ve Kitabınızın ismi nedir?’ diye sordum. O ihtiyar cevap veremeyip sükût etti. Sonra ben o adama, Peygamberimin ismi İsa, Kitâbımın ismi İncil'dir. Bak ben biliyorum sen bilmiyorsun, dedim.’ diye anlatmış. Bu anlatılan gayretime dokundu. İnsanlara nasihat olarak vaazda ve dışarıda hoca efendilere işin önemini, vehametini söylemişsem de, içimdeki ateş dinmedi.

Bir zaman Devrekâne nâhiyesinde Tevfikiyye medresesinde ders okuturken ihlâs sahibi bir zât bu eseri hazırlamamızı istedi. Allahu Teâlâ’ya tevekkül ederek yazmaya başladım ve bu eser meydana geldi. İmam ve hatip efendilere tavsiye ve ricâ ederim ki cuma günü ve cemiyetlerde ilmihâle dâir bilgiler okumalı, yalnız sıbyanlar ile yetinmeyip cuma namazından evvel Dürr-i Yektâ Şerhi ve İmâm-ı Birgivî'nin Vasiyyetnâme'si ve bunun şerhlerinden edinmeli ve ahâliye okumalıdır.”

“Ne çâre ki din kayrılmaz. İş alimlere sorulmaz. Âdet ne ise ona bakılır. Nefs ne isterse o yapılır. Yine de Müslümanlık dâvâsına kalkılır. Heyhat uzak böylelerine Müslümanlık.”